Monday, November 22, 2010

-----MEKTUP----

SEVGİLİ CAN…

Ah çilli horozum…killi verimli toprağım,ateş püsküren küllü yanardağım…çocuksu sevincim,milli bayramım.Ah erkeğim,samur fırça gülüşün kalbimi gökkuşağına boyarken,buz pateninde dans eder gibi sevişirken,.gözlerimdeki yalnız kadını görüyor musun….kışın ortasında…yaklaş haydi.belki ısınırım soluğunda..savaşın ortasını kaplamış barut kokusu kadar gerçek içimdeki sızı..ve binlerce savaşa sahne olmuş bu yalan dünyaya dolanan arsız bir sarmaşık gibi dolanıyorum ayaklarına, beni bağışla….ne Las Vegas’ta kumar masasında milyon dolarlar kazanmak,ne Hint restoranında yemek masasında oryantal baharatların tadına varmak,ne ameliyat masasından sağ çıkmak benim için mühim değil..seninle tek göz evimizde kırmızı güllerle bezeli masamızda baş başa yediğimiz yemek kadar mühim olamaz hiçbiri…biliyor musun sonsuzluk duygusu insanı delirtirmiş.bu yüzden uzun yola çıkan gemiciler,gece okyanusun ortasındayken gökyüzünün ve denizin lacivert boşluğunda kendileriyle kainat arasındaki derinliği düşünürken akıllarını oynatırlarmış..ben de,senin yüzüne baktığımda,o korkunç derinliği görüp ürperiyordum.hatta diyordum ki; o, o kadar çoktu ki bende,belki de korkusu bende kendisiyle karşılaşmaktı..can.senden hep bu yüzden kaçıyordum..gökyüzü artı sonsuz,deniz eksi sonsuz olurdu ve ben ikisinin ortasındaki sıfırın ruhaniyetinde vücut bulurdum.Can...ah erkeğim..sırça köşkümün reisi,içimde dalgalanan denizin Piri Reisi…keşfet beni Americo Vespuci gibi…ve sonra stratejik noktalarıma konuşlan..fethet Fatih Sultan Mehmet gibi,sevişelim,yak bedenimi imparator Neron gibi…askerleri Truva Atına doluşturup gizlice şehre girer gibi,içime milyonlarca kutsal sperminle gir…öyle güzel bir kızımız olsun ki, Kleopatra’ya benzesin…Ya da Mısır Kraliçesi Nefertiti’ye..asaleti dillere destan olsun..yüzünün nuru Nil Nehrine şavkısın…Mardin’in en güzel kızı olsun.huriler gibi süzülsün…ve öyle yakışıklı bir oğlumuz olsun ki,tıpkı sana benzesin.esmer,kara kaşlı kara gözlü,boylu poslu,pehlivan gibi bir yiğit doğurayım.senin gibi delikanlı olsun.on yıl sonra nerde olacağız,hayatımızda şuan var olmayan kimler var olacak? Ya da şuan varolan kimler olmayacak? Ne yapıyor,nerde oturuyor ve ne işle meşgul olacağız,bilmiyorum…bildiğim tek şey,seni deliler gibi sevdiğim.ve on yıl,yirmi yıl,otuz yıl değil,seni sonsuza kadar seveceğim…

No comments: